
Bush Yönetiminin Politikalarını “Örgütlü Batılinanç” Yönlendiriyor
31 Mart 2006 (Prensa Latina).
Mineapolis, Minnesota’daki Yerel Özyeterlilik Enstitüsü kurucusu ve başkan yardımcısı David Morris’e göre ABD’de sosyal ve dış politikaları örgütlü batılinanç yönlendirmeye başlamıştır. Alternet’de bu hafta içinde yayınlanan makalesinde Morris bunun en açık örneğini, geçenlerde birçok eyaletin eczacılara ve doktorlara, davranışları kendi batılinançlarına ters düşen hastaları tedavi etmeyi reddedebilme hakkını veren yasal düzenlemeler olduğunu belirtmektedir.Örgütlü etkin dinlerin yarattığı esas sorun batılinançları ve mesihvari hareketleri teşvik etmesinde yatmaktadır. Tanrı-merkezli batılinanç ölümcül bir güç olabilmektedir.Şu anki ABD başkanı George W. Bush’un, bir resmi internet sitesinde yayınlanan sözleri şöyledir: “Batılinançların insanların hayatındaki gücüne inanıyorum. Devletimiz, bir kilisenin, bir sinangogun ya da bir camiin başlattığı bir programdan korkmamalıdır. Amerika’da batılinanç üzerinde temellenen programlara karşı ayrımcılık yapmamalıyız. Bu tür programların federal parasal desteğe ulaşmasına izin vermeliyiz, çünkü batılinanç üzerinde temellenen programlar insanların hayatlarını değiştirebilir ve Amerika böylece daha iyi hale gelebilir.”Oysa American Heritage sözlüğü batılinancı, “doğa yasalarının bilinmemesine dayanan inanç, ibadet ya da ayin” ve “bilgisizliğin daha da artmasına yol açan korkulu veya aşağılık bir durum” olarak tanımlamaktadır.
Moris, bu tür gücün aslında dünyadaki birçok şiddet olayının temelinde yattığına dikkat çekiyor. En yakın örnek Irak savaşı, hatırlanacak olursa kitle imha silahlarının varlığı iddiası herhangi bir gerçek kanıta dayandırılamadığı halde, Saddam Hüseyin’in şeytanın yeryüzündeki cisimleşmesi olduğu inancı sayesinde kabul ettirilebilmişti.
Filistin’deki (Yahudi-Müslüman), Balkanlardaki (Ortodoks Sırp-Müslüman), Kuzey İrlanda’daki (Protestan-Katolik), Keşmir’deki (Müslüman-Hindu), Endonezya’daki (Müslüman-Timorlu Hıristiyan) veya Kafkaslardaki (Ortodoks Rus-Müslüman Çeçen) çatışmalar, son on yıllarda dinin milyonlarca insanın ölümünün görünüşteki nedeni (bahanesi) olduğu çatışmalardan yalnızca bir kısmıdır.
İnancın Sonu kitabının yazarı Sam Harris, insanların cennete daha çabuk gitmek için karşılık olarak kendilerinin ya da başka insanların yaşamlarını verdikleri “cennet yükünü” tartışmaktadır.
Harris’e göre, batılinancın önemli bir sosyal güç olarak kullanılmasına izin vermek aşırılığı teşvik etmektedir. “Dinsel inanca, inancın açık kanıttan başka bir şeyle saygınlık kazanabileceği düşüncesine verdiğimiz ödünler bizi dünyada çatışmaların en yaygın kaynaklarından birinin adını olması gerektiği gibi açıkça koymaktan alıkoymaktadır.”
Morris bu tehlikelerin saptanmasının hükümetlerin dini yasaklaması gerektiği anlamına gelmediğini açıklamaktadır. Ona göre “dinsel inanç insan varoluşunun ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır [aslında hiç şüphesiz bu da bir batılinançtır –ç.n.]. Yüzbinlerce yıldır insanlar bilinmeyeni açıklamaya çalışmış ve sevdikleri birisinin ölümünü, onun yok olması değil de daha yüce bir biçime geçişi olarak düşünmekte teselli bulmuşlardır.”
“Ama” diyor Bay Moris, “günümüzün örgütlü batılinanç hareketi etkisini kendi sınırlı cemaatının çok ötesine yayma eğilimindedir. Dinin siyasallaştırılması ve batılinançla yönlendirilen devlet yönetimi ABD’de onyıllardan beri giderek daha da büyük bir güç haline gelmektedir.”
Stalin Arşivi çeviri birimi tarafından Türkçeleştirilmiştir. (5 Mayıs 2005)
Kaynak: La Prensa Latina, http://www.plenglish.com
(La Prensa Latina Küba Cumhuriyetinin resmi haber ajansıdır)